İçeri giriyorlar,sormadan açıyorlar ışığı.Sormadan yok perdeler.Sormadan beyaz duvarlar,ıvır zıvır dolu her yan.Her yanım.Biri çıksa ya da çıkmasa ,yalnız el sallasa kabuğundan.Yavaşlığına aldırmazdım yarışmazdım asla.Yavaşlık ne zamandır ihtiyacım olandı.Sabır yoksa sonumuz asla gelmeyecek olan bir dram.Konuşma düşünemiyorum dedim,uzun zaman sonra bu kadar gelmişken içimden cümleler.Girmeyin odama,sohbetinize doydum,üstelik kusuyorum neredeyse.Nerede ise...Gelsin.
Aslında en başında kabul ettiğin anlaşmaların tümü anlaşmamak adınaydı,farkındasın.Öylesine kızıyorum ki kendime ,hayır en çok kendime.Yine bir şey anlaşılmıyor diyeceksin yazılarıma.Sahi sen kimsin? Sen bir çoklarısın,asla tek olmayansın.Muhtemelsin.Ne hakaret ama!
İşte yine geri dönüyor kırmızı fon üzerine kırmızı çizgiler.Bu ne demek biliyor musun?Farkında olamamak asla nerede başladığının yolun ve nerede bittiğinin.O yüzden asla standart olamadık,asla istediğimiz gibi olamadık.Şimdi geri dönüyor olasılıklar,sıkıcı olasılıklar.Hangi rengi seçsem daha çok yakışır sana,ayırsam kendimi benzemeden ,bezenmeden.Kırmızı...Sahi neredesin?....
28 Ocak 2012 Cumartesi
21 Aralık 2011 Çarşamba
İyİ ki Doğdun Yazısı.
Odada mandalina kokusu ,kapılar açık içeride tanıdığım yüzler..Işık olabildiğine beyaz .Sadece hasta bakıcım eksik desem yeri..Ama evimdeyim ve ne kadar içten olabilirse o kadar içten.Kimse görmesin ve ben daha çok gireyim hikayene derken hayatı geride bırakıyorum.Anlık kilometrelerce uzaktan bakıyorum İstanbul'a.Şimdi yanında oturmuş kahvemi içiyorum ince değil kocaman nikotin taneleri .Çekmiyorum yine israf ediyorum,(kızma)karbondioksit soluyorum sigaramı içerken.Bir sürü fotoğraf ardından,ama sanırım hepsi de berbat çıktı.Sorun kesinlikle bizde değil,ışık yüzümüze vurmuyor ki.Sahi ışık nerede? Ne zamandır terketti burayı ne zamandır çantanda taşıyorsun onu? Lazım olur diye her yere götürdüğün ve ne zaman ihtiyacın olsa bulamadığın.
Saatler,saatlerdi yalnız.Satır satır işledi günü .Işıksız ve gözü açık.Sorduğumda çok yukarılara henüz düşünmediğini farkettim bizim için o mucizevi sonu.Bekletiyor muydu en güzel sürprizi yapmak için Tanrı? Nasıl da inandırıyor göz bebeğini ışığı.Şimdi kocaman gözlerini açmış bakıyorsun ekrana.O muhteşem sonu bekliyorsun bekliyoruz.Bana benziyorsun gittikçe demiş miydim? Dinledikçe üzülüyorsun üzüyor muyum? Üzülme.
Saatler,saatlerdi yalnız.Ben bir saat aldım yanında çiçekler.Hep ileri aksın diye sana hiç haber vermeden üstelik.Sürpriz yapar gibi vakti geldiğinin mutluluğun.Anlaşılmak ve değdiğini bilmek bunca sözün ne huzur vericiydi.Onca hayal kırıklığından sonra hayalsiz kalmaktan korktuğunda ödünç verebildiysen hayallerini üstelik.Güven kilometrelerce uzaktayken dahi güvendi yanıbaşında uzakken bazısı.
İyi ki doğdun dost!Doğum günün kutlu olsun...
Saatler,saatlerdi yalnız.Satır satır işledi günü .Işıksız ve gözü açık.Sorduğumda çok yukarılara henüz düşünmediğini farkettim bizim için o mucizevi sonu.Bekletiyor muydu en güzel sürprizi yapmak için Tanrı? Nasıl da inandırıyor göz bebeğini ışığı.Şimdi kocaman gözlerini açmış bakıyorsun ekrana.O muhteşem sonu bekliyorsun bekliyoruz.Bana benziyorsun gittikçe demiş miydim? Dinledikçe üzülüyorsun üzüyor muyum? Üzülme.
Saatler,saatlerdi yalnız.Ben bir saat aldım yanında çiçekler.Hep ileri aksın diye sana hiç haber vermeden üstelik.Sürpriz yapar gibi vakti geldiğinin mutluluğun.Anlaşılmak ve değdiğini bilmek bunca sözün ne huzur vericiydi.Onca hayal kırıklığından sonra hayalsiz kalmaktan korktuğunda ödünç verebildiysen hayallerini üstelik.Güven kilometrelerce uzaktayken dahi güvendi yanıbaşında uzakken bazısı.
İyi ki doğdun dost!Doğum günün kutlu olsun...
20 Kasım 2011 Pazar
Yasak Elma
Bazı sabahlar üzgün uyanılır,sanki bir önceki geceden bir şeyler kalabilirmiş gibi bugüne.Oysa her yeni gün geçmişten artakalan,geleceğe dönüşecek olandı.Yapmadım olmadı diyebilmek cesaret istiyorken yaptım olmadı demenin utancıyla kızarıyorsa yüzlerimiz daha ne kadar uzağa gidebiliriz.Daha ne kadar bekleyebilir insan beklemezken.Rüyalar bu yüzden yok mu,hem yorumlayan hem yorumsuz... Günümüzü berbat edebilecek bir rüyadan çıkıp gününü aydınlatabilecek başka bir rüyaya uyanıyorsan üstelik...Ama hep bir sonraya hep o mutlu sonu beklerken ölüyor insan.Sonunu asla tahmin edemezdik asla ümidimizi kaybetmedik.Her oturduğumuzda o kutsal sofraya verilenleri düşünmeden yedik,canlı kalabilmek için nefes alıp vermeyi görev edindik.Oysa tadı farklıydı elmaların...Yasak olanı mı yoksa cadının zehirli ve büyüleyici kırmızı elmalarından mı tercih ederdin diye sormadılar.Kader dedikleri burada başlıyordu,başlamadan bitiyordu.Kim isterdi ki bu kadar çok karar verebilmeyi,sonunda bütün kararlarıyla kamburlaşıncaya kadar toprağa yaklaşıp gözlerini tam o noktada kaybetmeyi.Tesadüfler elinizden tutup kaldırana dek düşmemişseniz şanslıydınız..Sadece bazı sabahlar üzgün uyanırdınız belki,belki hiç uyanmazdınız.Ne azımız bu kadar şanslı kim bilir?Kim bilir dışından bakabilmek içine ne huzur verici..Dönüşmeden toprağa toprak doğmak ..Hiç olmak...
2 Kasım 2011 Çarşamba
Kürk Mantolu Madonna
Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun dedi? Umursamıyorum dedim.Hep aklımda geçmişten örneklerim ,sorsalar hepsine verilecek bir cevabım varmış gibi,kendi kendine aldanışlar.
Özür dilesem size inandığım için başa dönebilir miyiz? Ben yine eski ben ,sen hep sen.Güven bir kez daha anlamını yitiriyor.Aramıyorum desem de inanma,her gece düzenli karışıklıklarım.Senin yerine geçiyorum her ayrıntının üzerinden senin yerine cevaplamıyorum sorularımı.Altı çizili kırmızı başlıklar,kışın yenilen dondurmalar kadar sırıtıyor boğazımda.
Güzel ama sıradan,sakin ama duygusuz .İşte tam da böyleydi durum.Dün kendine acaba? derken bugün yazmaya emin atışlar yaparken ellerim.Geride kalmıyor hiç bir ayrıntı..İnsan mutluyken yazamaz mı? Bu yüzden müteşekkir olmalı mıyım tüm kırıklara,kıranlara.Arsızlığı tam da üzerine yakıştıranlara.
Sessizliğin en güzel yanı sen sustukça birilerinin daha çok konuşma isteğinin doğuşu sanırım.İşte tam da böyle..Kürk mantolu Madonna misali,uzak ama yakın ,saf ama farkındayken herşeyin.Öylesine dokunuşlar..
11 Ekim 2011 Salı
Bir İnsan Yavrusu'na..
Uzun zamandır bu kadar geç yatmamıştım,ertelediğim onca günden sonra bugün burada hala içimde eksikken bir şeyler..Duygusal olmamalı dedim kendi kendime ..Uzaklaştıkça yakınlaşıyor olmasını istediklerin,ya da seçimlerin .Onları yaparken gülüyordun ve şöyle diyordun..
''Her şey güzel olacak.''
Şimdi kalkıp gelmek istesen bu gece şöyle kursak soframızı diyorum,en koyusundan en açığına muhabbetler.Hatırın için bu gece içeceğim,en sevdiğinden.Gelsen ..kursak soframızı diyorum,şimdiden kapladı tatlı çikolata kokusu odayı.En ıslağından en kurusuna boğazımda..Tek gitmiyor,tek olmuyor.
Duygusal olmamalıydı.. Duygusal olmamalıydı..Kaç kere daha söylersem sonunu güzel getirebilirim bilmiyorum,ama sonları pek güzel bitiremem bilirsin.Bilirler.Sonlar olmasa başlangıçlar hep yeniden hep bir sonraya..
Şimdi öğrendiğimiz gibi kapatsak gözlerimizi biri fısıldasa kulağımıza olmak istediğimiz yerleri,en sabahında gelen telefonla gidilen o sahilde ,ayakkabılarımızı çıkarıp koşsak güneşe doğru.Güneş oradayken hep güzel çıkar fotoğraflar,belki anlar da bir o kadar.Mutluluk değildi muhtemelen diyorsun ama sonrası hep öncesini özletiyor,açtığımızda gözlerimizi hiç olmadığımız kadar farklı yerlerde,bilmediğimiz dillerde bilmediğimiz çocuklara kucak açmışken..Gülüşleri anlık esintiler.. Ağlayışları sende de ağlama hissi uyandırıyor mu çoğu zaman? Oturup ağlasak onlarla başımız önümüzde.Zor ama güzel olacak dese içlerinden biri.
Gülsek gülümsesek en azından.Pek azından ..
Sular yükseliyor yükseldikçe insan kendini unutuyor,su mu kaldırıyor yoksa boğuluyor muyuz bilmiyorum.Sadece diyebilirim ki her zaman dediğim gibi günler değil yıllar çabuk geçiyor,geçecek.Gözlerimizi kapatsak dedikleri gibi..Burada olur muyuz yeniden ,birlikte.Görmeyeli değişmişsin demenin burukluğu belki,kaç doğum günü geçti bilmeden.
Ne zaman ,zaman ..sular yükseliyor..Kapatsak ya gözlerimizi..Sıcak çikolata kokusu..
''Her şey güzel olacak.''
Şimdi kalkıp gelmek istesen bu gece şöyle kursak soframızı diyorum,en koyusundan en açığına muhabbetler.Hatırın için bu gece içeceğim,en sevdiğinden.Gelsen ..kursak soframızı diyorum,şimdiden kapladı tatlı çikolata kokusu odayı.En ıslağından en kurusuna boğazımda..Tek gitmiyor,tek olmuyor.
Duygusal olmamalıydı.. Duygusal olmamalıydı..Kaç kere daha söylersem sonunu güzel getirebilirim bilmiyorum,ama sonları pek güzel bitiremem bilirsin.Bilirler.Sonlar olmasa başlangıçlar hep yeniden hep bir sonraya..
Şimdi öğrendiğimiz gibi kapatsak gözlerimizi biri fısıldasa kulağımıza olmak istediğimiz yerleri,en sabahında gelen telefonla gidilen o sahilde ,ayakkabılarımızı çıkarıp koşsak güneşe doğru.Güneş oradayken hep güzel çıkar fotoğraflar,belki anlar da bir o kadar.Mutluluk değildi muhtemelen diyorsun ama sonrası hep öncesini özletiyor,açtığımızda gözlerimizi hiç olmadığımız kadar farklı yerlerde,bilmediğimiz dillerde bilmediğimiz çocuklara kucak açmışken..Gülüşleri anlık esintiler.. Ağlayışları sende de ağlama hissi uyandırıyor mu çoğu zaman? Oturup ağlasak onlarla başımız önümüzde.Zor ama güzel olacak dese içlerinden biri.
Gülsek gülümsesek en azından.Pek azından ..
Sular yükseliyor yükseldikçe insan kendini unutuyor,su mu kaldırıyor yoksa boğuluyor muyuz bilmiyorum.Sadece diyebilirim ki her zaman dediğim gibi günler değil yıllar çabuk geçiyor,geçecek.Gözlerimizi kapatsak dedikleri gibi..Burada olur muyuz yeniden ,birlikte.Görmeyeli değişmişsin demenin burukluğu belki,kaç doğum günü geçti bilmeden.
Ne zaman ,zaman ..sular yükseliyor..Kapatsak ya gözlerimizi..Sıcak çikolata kokusu..
8 Ekim 2011 Cumartesi
Adsız
Hayatımda bir çok küçük şey olmasındansa bir bütün olmasını tercih ettim sonunda.Çünkü anladım ki parçalar hiç bir zaman bir bütün oluşturmayacak,hatta gittikçe ufalanarak hiçi oluşturacak.Şimdilerde ihtiyaç duyduğum en son şey bir hiç.Bencil olmak buysa evet bu kez bencil olmayı denedim,ama bencillik bence karşı tarafı da etkiliyorsa adını hakeder.Ruhun duymaz,ruhları duymaz oysa ki...İşte bu nedenle yine kendi kendime kararlılıklar...
Karar,çoktan benim olmaktan çıkmışken uzun zaman sonra farkettim elimde olmadığını.Tabi ki ellerinde de değildi,boşluk hepsine yetecek kadar boş.
Yaş zemin üzerinde tüm gidiş gelişler kaymadan üzerinde durulası.İstediğim sadece net bir görüntüydü,elde edilmesi çok güç.Hala inanamıyorum kendim olmaktan vazgeçip sıradan biri olmayı seçtiğime.Netlik sıradanlık olmamalıydı,netlik üç noktaların iki noktalarından vazgeçmekti.Orada sabit öylece durup büyük harfle başlamasını beklemekti ardından gelen cümlenin.Asla bir ikincisine izin veremezdim.
Vazgeçilen insanlar değil,vazgeçilen çabalar var.Evim dediğim evime dönmemek üzere sadece bana ait olanı arzulayış var.Hayat sıralıyor ise yaşanacakları kesinlikle benim ki birilerinin ellerinde olmamalı derken..Öylesine dayanıyor ki arkasına , ayaklarının üzerinde durduğuna inanmamalı ,dimdik ve kararlıyken karşımda.
Şimdi rüyalara bakıp yorum yaparken birileri geleceği tahmin etmeye çalışırken o derin b.k çukurunda hep aynı şeyi bekledi inananlar ve inanmayanlar..Huzur..
Karar,çoktan benim olmaktan çıkmışken uzun zaman sonra farkettim elimde olmadığını.Tabi ki ellerinde de değildi,boşluk hepsine yetecek kadar boş.
Yaş zemin üzerinde tüm gidiş gelişler kaymadan üzerinde durulası.İstediğim sadece net bir görüntüydü,elde edilmesi çok güç.Hala inanamıyorum kendim olmaktan vazgeçip sıradan biri olmayı seçtiğime.Netlik sıradanlık olmamalıydı,netlik üç noktaların iki noktalarından vazgeçmekti.Orada sabit öylece durup büyük harfle başlamasını beklemekti ardından gelen cümlenin.Asla bir ikincisine izin veremezdim.
Vazgeçilen insanlar değil,vazgeçilen çabalar var.Evim dediğim evime dönmemek üzere sadece bana ait olanı arzulayış var.Hayat sıralıyor ise yaşanacakları kesinlikle benim ki birilerinin ellerinde olmamalı derken..Öylesine dayanıyor ki arkasına , ayaklarının üzerinde durduğuna inanmamalı ,dimdik ve kararlıyken karşımda.
Şimdi rüyalara bakıp yorum yaparken birileri geleceği tahmin etmeye çalışırken o derin b.k çukurunda hep aynı şeyi bekledi inananlar ve inanmayanlar..Huzur..
2 Ekim 2011 Pazar
Nice Yıllara..
Bugün orada mumunu yakmış beklerken gördüm onu,sadece bakıyordu sıcağına aldırmadan alnından akarken damlaları.Olabildiğince yaklaşmıştı ateşine ,gözlerine yansıyordu,oradan kalbine.Biri dur demeliydi durmadı,yanına yaklaştım bir mum da ben yaktım,kıpırdamadı.Durdu orada,hep aynı yerde.Ne dilemişti ne dilemiştim?Orada yazılanlardan farklı mıydı hissettiklerin?Anlamını bildiğim bir şeyler söyleyip dua edebiliyordum nihayet.
Mumumu pastama değil de o taş binaya dikmenin burukluğu.Üflemeden, bu kez sönmesini bekleyerek üstelik.Bittiğinde ise kül değil su vardı ellerimde.Şimdi kapılarını açtığım tüm hayatların bir yerde başka hayatlar olduğuna inanır gibiyim.Dün var olan bugün olamıyorsa kutlu olsun doğum günüm.Kutsallaştırıyorsak bu günü yarını yok sayar gibiysek eğer yarın hiç gelmeyecek.Gelmeyecek olanlarla nice yıllara..
Mumumu pastama değil de o taş binaya dikmenin burukluğu.Üflemeden, bu kez sönmesini bekleyerek üstelik.Bittiğinde ise kül değil su vardı ellerimde.Şimdi kapılarını açtığım tüm hayatların bir yerde başka hayatlar olduğuna inanır gibiyim.Dün var olan bugün olamıyorsa kutlu olsun doğum günüm.Kutsallaştırıyorsak bu günü yarını yok sayar gibiysek eğer yarın hiç gelmeyecek.Gelmeyecek olanlarla nice yıllara..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)